Varlık

VARLIK
“Sürekli cevaplanan sorulara”
O ZAMANLAR BİZ “Çocukluk arkadaşlarıma”
Yoksul aile çocuklarıydık biz
Babalarımız işçi analarımız ev kadınıydı
Kıt kanaat geçinir, maaştan artırırdılar
Artırdıklarıyla hayallerindeki evleri yapardılar
İçlerinde yaşadıkları ahırdan bozma kiradan kurtulmak için
Memur anneler yoktu o zamanlar
Olsa da çok azdılar
Ev işleri zaten zaman alıcıydı
Çamaşır veya bulaşık makineleri
Mikrowelle fırınlar, teflon tavalar
Çelik yemek takımları yoktu.
Evler çalı süpürgesiyle süpürülür
Çamaşır bir gün önceden suya yatırılır
Bulaşık hemen yıkanırdı.
Tavada kalan yemek artıkları telle ovulurdu
Haftada bir dere kenarına gidilir
Kazanlarda kaynatılırdı beyazlar
Yani işleri çok, zamanı azdı ebeveynlerimizin
Kendi çocuklarımızı nasıl düşünüyorsak
Mutlu gelecekleri için endişeleniyorsak
Endişelenirdiler
Komşu komşunun kimliğini sormazdı bile
Sağ – sol kavgası vardı fakat
Yine de kimse kimseyi kırmazdı
İşinde gücünde insanlardı
Din kullanılmaz, kutsaldı
Saygı vardı, yardımlaşma vardı
Birine bir şey olduğunda her kes toplanırdı
Kimse kimsenin tavuğuna “kış” demezdi
Nerde böyle siteler, doğalgazlı daireler
Klima, asfalt yollar, arabalar
Uçak filan filmlerde vardı
İnterneti anlatsan kimse inanmazdı
Android bilgisayarlar? Hak getire.
Hem vallahi hem billahi
Büyüklerimizden kalan elbiseleri
Bozup yeniden üstümüze göre dikerdi annelerimiz
Kahvaltımız çökelek, öğle yemeği çorba
Akşama makarna veya ıspanak vardı.
Bütün bunlardan sonra
Kıymetinizi bildiniz mi çocuklar?
10.09.2013
TOKAT
“KAYIP KİTAP” KİTABINDAN
KAMUFLAJ “Güvercine”
Araziye uymanın bir çeşidi. Ot rengi
Yeşil, sulaksa. En usta şilahşör arada kalsın
Serseri bir kurşuna gelip zayi olmasın
Canım.
Hızlı olmak gerekirken,
Gösteri dünyası değil can pazarı
Saf köylü kızı ateş püskürmeyen,
Ninelerinden biri savaşırken ölen
Boğaztepe savaşında
Rezalet.
Sana para, sana şöhret.
Sağlığına kavuşması imkânsız, sinirleri yıprandı.
Olası her şey inandığın zaman, ya olmazsa!
Bunun için halkın arasında zaman geçirmeli
Kalan vicdanlılardan biri yardım eder belki.
Zamanı bilen biri lazım,
Asistan dediğin cıvıl cıvıl olmalı
Bunaltmamalı insanı.
Zavallı kıza gerçekleri kim söyleyecek?
Sorun şu: isteğimi kaybettim
Tutup ilgi uyandırmak, sorunu merak ettirmek.
Yeremya’da “Adil bir dal uzatacağım.”
Kurbanlık güvercinler
Kamuflaj sanatını bilmediklerinden
Öylece kalakaldıklarından
Avlandıklarından
Dişinin dibi et isteyenlerce
13.09.2013
TOKAT
“SANATA İZİN” VE “SEMAHA ŞİİR” KİTAPLARINDAN
TAVSİYELER “Çocuklarımıza”
Baba tavsiyeleri, baba tavsiyeler
Akıllı olun evladım, çalışkan, dürüst
Fırsatları değerlendiren
O günlerde
Topluma katkısı olup olmayacaklar
Pek de aklımıza gelmeyen
Toplum dışı, muaf, iğrenmiş her şeyden
Umut dolu insanlar ise farklı.
Genç insanları kendine çeken doğruluktur
Yeni yetme genç çok güçlüdür.
Düşünür, her şeyi kolaylıkla halledeceğini
Oysa
Dedikodular
Konuşmak istemiyorsan, yaz
Okumazsa kimse, at
Her şey hakkında ve ne istersen
Ve… jazz
Hayatın hayret ettiren çeşitliliği
İzlendiğini hissetmek
Utangaçlıktan kurtulmak istersen sarhoş ol
O zaman
Herkes bir şeyler söyler zaten kendince
13.09.2013
TOKAT
“HİKMET DAMLALARI” KİTABINDAN
DAĞILMA “Elektriğe”
Kaçın! Delirmiş Adam
Bilgisizliğinden, yanlış bilgilerinin esiri
Çevresindeki yalancılara kanmış
Yakacak fırsat bulsa dünyayı
13.09.2013
TOKAT
“GÜLÜMSEMELER” KİTABINDAN
GENÇLERLE KONUŞMA “Gençlere”
Hani şöyle tıka basa dolu
Bir konferans salonu – anfi
Sokak veya park toplantısı da olur
Gençlerin doldurduğu
Derdim ki onlara:
“Sevgili Gençler, aslında benim en korktuğum
Sizin gibi tertemiz zihinlere konuşmaktır.
Acaba kendi sıkıntılı yaşamımdan
Istırap dolu! Bir cümle eker miyim?
Günahınıza girer miyim?
Ben gençken bir büyüğümüz söylemedi bunu bana
İçinde kin, içinde nefret, içinde karanlık olan
Her cümleden, insandan, programdan
“Kaçın!” derim, bulaşıcı hastalıklardan kaçar gibi
Akrabanız, öğretmeniniz, arkadaşınız da olsa
Kirletmemeniz için o pırıl pırıl zihninizi
Acı çekmemeniz ve çektirmemeniz için
Çok ama çok güzel bir dünya kurmanız için
İçinde, kıyısında, köşesinde karanlığın olmadığı
Birbirini gerçekten seven insanlarla dolu
Kimsenin dışlanmadığı, horlanmadığı
Aç kalmadığı örneğin çocukların
Aç kalan çocuğu için ağlamadığı annenin
Ve babanın onurunu yitirtecek işler yapmadığı
Tertemiz zihinlerinizle
Hani bizim yani büyüklerinizin
Bir türlü beceremediği
Dindiremediği
Sakinleştiremediği
Hatta daha içinden çıkılmaz
Kör, kara, geri, vahşi
Utanıyorum kusuruma bakmayın mahcubum
Kırk üç yaşımın otuzu mücadeleyle geçsede
Bir adım ilerletemedim biliyorum
Bu gün size güzel bir gün veremiyorum
Affedin beni!
Çabaladım, çalıştım, debelendim hatta
Bana inanın, elimden gelmedi.
Yani benden buraya kadar bu kadar
Sakın aldanmayın, dikkat edin yani
Uzak durun kinden, nefretten, cehaletten
Yalnız kalsanızda bazen
İçinizdeki ışık parıldasın her zaman
Cesur olun
Programlı olun, dikkatli atın adımları
Yapabileceğinizden fazlasını yapmaya kalkmayın
Bir arpa boyu bile olsa sizin adımınız olsun
Tertemiz zihinleriniz gibi
Aydınlık, pırıl pırıl, ümit ve ışık dolu.
24.09.2013
TOKAT
“SADE YAZILAR” KİTABINDAN