Benim Sitem

Varlık




VARLIK                 
“Sürekli cevaplanan sorulara”
 
Varoluşsal sorunlar yaşıyor
Ben kimim
Burada ne işim var
Bu el benim elim mi
Neden böyleyim
Başkası değilde neden ben
Bu aile, bu çevre
Parmak izim
İçimdeki sızım
Gözyaşım
Şunun veya bunun gibi olsaydım
Şöyle veya böyle olsaydım
Ben
Bana
Benlik
Öncekiler ve sonra
Bu kadın, çocuk
Baş ağrım
Bu kelimeler
Harfler, cümleler, ses peki
Herkesin sesi
Ve daha neler, neler
İşte busun sen.
 
09.06.2011
TOKAT


O ZAMANLAR BİZ                “Çocukluk arkadaşlarıma”

 

Yoksul aile çocuklarıydık biz

Babalarımız işçi analarımız ev kadınıydı

Kıt kanaat geçinir, maaştan artırırdılar

Artırdıklarıyla hayallerindeki evleri yapardılar

İçlerinde yaşadıkları ahırdan bozma kiradan kurtulmak için

Memur anneler yoktu o zamanlar

Olsa da çok azdılar

Ev işleri zaten zaman alıcıydı

Çamaşır veya bulaşık makineleri

Mikrowelle fırınlar, teflon tavalar

Çelik yemek takımları yoktu.

Evler çalı süpürgesiyle süpürülür

Çamaşır bir gün önceden suya yatırılır

Bulaşık hemen yıkanırdı.

Tavada kalan yemek artıkları telle ovulurdu

Haftada bir dere kenarına gidilir

Kazanlarda kaynatılırdı beyazlar

Yani işleri çok, zamanı azdı ebeveynlerimizin

Kendi çocuklarımızı nasıl düşünüyorsak

Mutlu gelecekleri için endişeleniyorsak

Endişelenirdiler

Komşu komşunun kimliğini sormazdı bile

Sağ – sol kavgası vardı fakat

Yine de kimse kimseyi kırmazdı

İşinde gücünde insanlardı

Din kullanılmaz, kutsaldı

Saygı vardı, yardımlaşma vardı

Birine bir şey olduğunda her kes toplanırdı

Kimse kimsenin tavuğuna “kış” demezdi

Nerde böyle siteler, doğalgazlı daireler

Klima, asfalt yollar, arabalar

Uçak filan filmlerde vardı

İnterneti anlatsan kimse inanmazdı

Android bilgisayarlar? Hak getire.

Hem vallahi hem billahi

Büyüklerimizden kalan elbiseleri

Bozup yeniden üstümüze göre dikerdi annelerimiz

Kahvaltımız çökelek, öğle yemeği çorba

Akşama makarna veya ıspanak vardı.

Bütün bunlardan sonra

Kıymetinizi bildiniz mi çocuklar?

 


10.09.2013

TOKAT

“KAYIP KİTAP” KİTABINDAN

 

 

KAMUFLAJ                                                    “Güvercine”

 

Araziye uymanın bir çeşidi. Ot rengi

Yeşil, sulaksa. En usta şilahşör arada kalsın

Serseri bir kurşuna gelip zayi olmasın

Canım.

 

Hızlı olmak gerekirken,

Gösteri dünyası değil can pazarı

Saf köylü kızı ateş püskürmeyen,

Ninelerinden biri savaşırken ölen

Boğaztepe savaşında

Rezalet.

 

Sana para, sana şöhret.

Sağlığına kavuşması imkânsız, sinirleri yıprandı.

Olası her şey inandığın zaman, ya olmazsa!

Bunun için halkın arasında zaman geçirmeli

Kalan vicdanlılardan biri yardım eder belki.

Zamanı bilen biri lazım,

Asistan dediğin cıvıl cıvıl olmalı

Bunaltmamalı insanı.

Zavallı kıza gerçekleri kim söyleyecek?

Sorun şu: isteğimi kaybettim

Tutup ilgi uyandırmak, sorunu merak ettirmek.

 

Yeremya’da “Adil bir dal uzatacağım.”

Kurbanlık güvercinler

Kamuflaj sanatını bilmediklerinden

Öylece kalakaldıklarından

Avlandıklarından

Dişinin dibi et isteyenlerce

 


13.09.2013

TOKAT

“SANATA İZİN” VE “SEMAHA ŞİİR” KİTAPLARINDAN

 

 

 

TAVSİYELER              “Çocuklarımıza”

 

Baba tavsiyeleri, baba tavsiyeler

Akıllı olun evladım, çalışkan, dürüst

Fırsatları değerlendiren

O günlerde

Topluma katkısı olup olmayacaklar

Pek de aklımıza gelmeyen

Toplum dışı, muaf, iğrenmiş her şeyden

Umut dolu insanlar ise farklı.

Genç insanları kendine çeken doğruluktur

Yeni yetme genç çok güçlüdür.

Düşünür, her şeyi kolaylıkla halledeceğini

Oysa

Dedikodular

Konuşmak istemiyorsan, yaz

Okumazsa kimse, at

Her şey hakkında ve ne istersen

Ve… jazz

Hayatın hayret ettiren çeşitliliği

İzlendiğini hissetmek

Utangaçlıktan kurtulmak istersen sarhoş ol

O zaman

Herkes bir şeyler söyler zaten kendince

 

13.09.2013

TOKAT

“HİKMET DAMLALARI” KİTABINDAN

 

 

 

 

 

DAĞILMA                                “Elektriğe”

 

Kaçın! Delirmiş Adam

Bilgisizliğinden, yanlış bilgilerinin esiri

Çevresindeki yalancılara kanmış

Yakacak fırsat bulsa dünyayı

 

13.09.2013

TOKAT

“GÜLÜMSEMELER” KİTABINDAN

 

 

GENÇLERLE KONUŞMA                     “Gençlere”

 

Hani şöyle tıka basa dolu

Bir konferans salonu – anfi

Sokak veya park toplantısı da olur

Gençlerin doldurduğu

 

Derdim ki onlara:

“Sevgili Gençler, aslında benim en korktuğum

Sizin gibi tertemiz zihinlere konuşmaktır.

Acaba kendi sıkıntılı yaşamımdan

Istırap dolu! Bir cümle eker miyim?

Günahınıza girer miyim?

 

Ben gençken bir büyüğümüz söylemedi bunu bana

İçinde kin, içinde nefret, içinde karanlık olan

Her cümleden, insandan, programdan

“Kaçın!” derim, bulaşıcı hastalıklardan kaçar gibi

Akrabanız, öğretmeniniz, arkadaşınız da olsa

Kirletmemeniz için o pırıl pırıl zihninizi

Acı çekmemeniz ve çektirmemeniz için

Çok ama çok güzel bir dünya kurmanız için

İçinde, kıyısında, köşesinde karanlığın olmadığı

Birbirini gerçekten seven insanlarla dolu

Kimsenin dışlanmadığı, horlanmadığı

Aç kalmadığı örneğin çocukların

Aç kalan çocuğu için ağlamadığı annenin

Ve babanın onurunu yitirtecek işler yapmadığı

Tertemiz zihinlerinizle

 

Hani bizim yani büyüklerinizin

Bir türlü beceremediği

Dindiremediği

Sakinleştiremediği

Hatta daha içinden çıkılmaz

Kör, kara, geri, vahşi

 

Utanıyorum kusuruma bakmayın mahcubum

Kırk üç yaşımın otuzu mücadeleyle geçsede

Bir adım ilerletemedim biliyorum

Bu gün size güzel bir gün veremiyorum

Affedin beni!

Çabaladım, çalıştım, debelendim hatta

Bana inanın, elimden gelmedi.

Yani benden buraya kadar bu kadar

Sakın aldanmayın, dikkat edin yani

Uzak durun kinden, nefretten, cehaletten

Yalnız kalsanızda bazen

İçinizdeki ışık parıldasın her zaman

Cesur olun

Programlı olun, dikkatli atın adımları

Yapabileceğinizden fazlasını yapmaya kalkmayın

Bir arpa boyu bile olsa sizin adımınız olsun

Tertemiz zihinleriniz gibi

Aydınlık, pırıl pırıl, ümit ve ışık dolu.

 


24.09.2013

TOKAT

“SADE YAZILAR” KİTABINDAN

 


 
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol